Volkan Işık
  • Home
  • Research
  • Publications
  • CV
  • Lectures
  • Blog
  • My Podcasts
  • Events
  • Data Lab
  • Contact
  • Translate TR

İspanya’da Sosyal Ekonomide Yeni Yasa/Yeni Dönem: Ley 1/2026 Ne Getiriyor?

Sosyal Girişimcilik
Published

April 9, 2026

Yasanın tam metnine ulaşmak için: BOE - Ley 1/2026

İspanya, sosyal ekonomi alanında önemli bir yasal dönüşüme imza attı.
Ley 1/2026, de 8 de abril, integral de impulso de la economía social, 9 Nisan 2026 tarihinde İspanya Resmî Gazetesi’nde (BOE) yayımlandı ve 10 Nisan 2026’da yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme, 2011 tarihli Sosyal Ekonomi Yasası’nı (Ley 5/2011) güncelleyerek sektörü yeni ekonomik ve toplumsal koşullara uyarlamayı hedefliyor.

Bu reform yalnızca teknik bir revizyon değildir. Aynı zamanda sosyal ekonominin İspanya’daki yerini yeniden tanımlayan, onu istihdam, kapsayıcılık, bölgesel kalkınma ve sürdürülebilirlik eksenlerinde daha görünür hale getiren yapısal bir politika dönüşümünü temsil etmektedir.

Neden yeni bir yasa?

Son yıllarda pandemi sonrası yeniden yapılanma, ekonomik belirsizlikler, toplumsal eşitsizlikler, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm gibi gelişmeler, sosyal ekonominin daha güçlü bir politika aracı olarak ele alınmasını zorunlu hale getirdi. Yasanın gerekçesinde de açıkça vurgulandığı üzere amaç, sosyal ekonominin normatif çerçevesini güncellemek ve yeni koşullara uygun daha bütüncül bir hukuki zemin oluşturmaktır.

Bu yönüyle yeni yasa, sosyal ekonomiyi:

  • daha sürdürülebilir bir kalkınma aracı,
  • daha kapsayıcı bir istihdam modeli,
  • daha dirençli bir ekonomik yapı

olarak yeniden konumlandırmaktadır.

2011 yasasından temel farkı nedir?

2011 tarihli Ley 5/2011, sosyal ekonomiyi tanımlayan ve temel ilkelerini ortaya koyan bir çerçeve yasaydı. 2026 reformu ise bu yaklaşımı genişletmekte ve derinleştirmektedir.

Yeni reformla birlikte:

  • sosyal ekonomi aktif kamu politikalarının daha merkezî bir parçası haline geliyor,
  • sistem içindeki aktör çeşitliliği genişliyor,
  • destek, teşvik ve ölçme mekanizmaları güçleniyor,
  • sosyal ekonomi yalnızca tanımlanan değil, aynı zamanda stratejik olarak desteklenen bir alan olarak ele alınıyor.

Başka bir ifadeyle, sosyal ekonomi artık yalnızca hukuken tanınan bir alan değil; kamu politikalarıyla daha güçlü biçimde bütünleşen bir kalkınma modeli haline geliyor.

Öne çıkan yenilikler

1. Sosyal işletmelerin açık biçimde tanınması

Reformun en dikkat çekici yeniliklerinden biri, “empresa social” (sosyal işletme) kavramının sosyal ekonomi ekosistemi içinde açık biçimde yer almasıdır.

2011 yasasında sosyal ekonomi daha çok kooperatifler, dernekler, vakıflar, işçi şirketleri ve benzeri yapılara dayanıyordu. Buna karşılık, hem ekonomik faaliyet yürüten hem de açık bir sosyal ya da çevresel amaç taşıyan hibrit girişimler hukuki görünürlük bakımından daha belirsiz bir konumdaydı.

Yeni düzenleme ile birlikte sosyal işletmeler:

  • sosyal ekonominin meşru ve tanınan bir bileşeni haline geliyor,
  • sosyal ve/veya çevresel amaçlarını statülerinde açıkça tanımlamak durumunda kalıyor,
  • kâr ile sosyal amaç arasında denge kuran hibrit modeller olarak hukuki görünürlük kazanıyor.

Bu değişiklik, sosyal girişimcilik ile geleneksel sosyal ekonomi yapıları arasındaki kurumsal boşluğu önemli ölçüde daraltmaktadır. Böylece sosyal girişimcilik, sosyal ekonominin dışında gelişen paralel bir alan olmaktan çok, onun yenilikçi ve dinamik bir parçası olarak yeniden konumlandırılmaktadır.

2. Kamu politikalarıyla daha güçlü entegrasyon

Reform, sosyal ekonomiyi yalnızca sektör içi bir düzenleme konusu olmaktan çıkarıp daha geniş kamu politikalarıyla ilişkilendiriyor. Kanunda sosyal ekonominin özellikle şu alanlarla bütünleşmesi öngörülüyor:

  • istihdam politikaları,
  • girişimcilik stratejileri,
  • bölgesel kalkınma programları,
  • üretkenlik ve rekabetçilik stratejileri.

Ayrıca kamu otoritelerine, sosyal ekonomiyi istihdam artışı, girişimciliğin teşviki ve sürdürülebilir kalkınma politikalarında yatay bir unsur olarak dikkate alma görevi yükleniyor.

3. Kooperatiflerde dijitalleşme ve yönetişim reformu

Yeni yasa, kooperatiflerin iç işleyişini çağın gereklerine uyarlamayı amaçlayan önemli değişiklikler getiriyor. Bunlar arasında özellikle:

  • elektronik iletişim ve dijital bildirimler,
  • uzaktan/çevrim içi katılım,
  • telematik genel kurul uygulamaları,
  • dijital hakların güçlendirilmesi,
  • daha erişilebilir ve katılımcı yönetişim yapıları

öne çıkıyor.

Bu reform, kooperatiflerin yalnızca ekonomik değil, yönetsel olarak da modernleşmesini hedefliyor.

4. Toplumsal cinsiyet eşitliği açısından yeni kurumsal araçlar

Kanunun önemli yeniliklerinden biri de kooperatiflerde Comisión de Igualdad (Eşitlik Komisyonu) mekanizmasının düzenlenmesidir. Özellikle belirli büyüklüğe ulaşan kooperatiflerde eşitlik planlarının hazırlanması, izlenmesi ve uygulanmasına yönelik yeni bir kurumsal zemin oluşturulmaktadır.

Bu yönüyle reform, sosyal ekonomiyi sadece katılımcı ve dayanışmacı bir yapı olarak değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından hesap verebilir bir alan olarak da güçlendirmektedir.

5. Sosyal dışlanmaya karşı daha güçlü araçlar

Reform, empresas de inserción yani işe yerleştirme/entegrasyon işletmeleri için de önemli değişiklikler getiriyor. Kanun:

  • kırılganlık ve dışlanma riskine maruz grupların tanımını genişletiyor,
  • olağan istihdama geçişe dönük özel sözleşme modelini güçlendiriyor,
  • kamu destekleri, teknik yardım ve geçiş teşviklerini artırıyor,
  • kamu alımlarında bu yapılara yönelik sosyal şartları ve rezerv mekanizmalarını destekliyor.

Bu yönüyle sosyal ekonomi, yalnızca alternatif üretim modeli değil; aynı zamanda aktif sosyal içerme ve işgücü piyasasına geçiş politikalarının bir aracı olarak da öne çıkıyor.

6. Veri üretimi ve ölçme kapasitesinin güçlendirilmesi

Reformun en kritik ama ilk bakışta daha az görünür yeniliklerinden biri de sosyal ekonomiye ilişkin veri altyapısının güçlendirilmesidir.

Kanun, Catálogo de Entidades de Economía Social Estatal yapısını daha işlevsel hale getirerek onu yalnızca idari değil, aynı zamanda istatistiksel amaçlarla kullanılabilecek bir araç olarak yeniden düzenliyor. Bu katalog kamuya açık olacak, elektronik ortamda yürütülecek ve buradan hareketle bakanlık düzeyinde istatistik üretimi desteklenecektir.

Bu değişiklik şu açılardan çok önemlidir:

  • sosyal ekonominin büyüklüğü ve bileşimi daha net izlenebilecektir,
  • istihdam ve sosyal etki katkısı daha görünür hale gelecektir,
  • kamu desteklerinin etkinliği daha iyi değerlendirilebilecektir,
  • akademik çalışmalar için daha güvenilir veri kaynakları oluşacaktır,
  • AB düzeyindeki karşılaştırmalar daha sağlıklı yapılabilecektir.

Kısacası sosyal ekonomi artık yalnızca normatif olarak tanımlanan değil; ölçülebilen, izlenebilen ve değerlendirilebilen bir politika alanı haline gelmektedir.

7. Yeni teşvik mekanizmaları ve kamu alımları

Yasa, sosyal ekonominin teşvik edilmesini daha somut araçlarla destekliyor. Özellikle:

  • kamu alımlarında sosyal nitelikli rezerv ve sosyal şartların güçlendirilmesi,
  • sosyal ekonomi lehine sözleşme rezervlerinin desteklenmesi,
  • sosyal ekonomi girişimlerine finansal destek araçlarının teşvik edilmesi,
  • geleneksel şirketlerin kooperatif, işçi şirketi veya diğer sosyal ekonomi formlarına dönüşümüne ilişkin destek mekanizmalarının hazırlanması

öne çıkıyor.

Ayrıca kooperatiflerin vergisel rejiminde yapılan değişiklikle, belirli koşulları taşıyan bazı konut kooperatifleri “özellikle korunan kooperatif” statüsüne alınmaktadır. Bu da reformun mali boyutunun daha somut örneklerinden biridir.

8. Kırsal kalkınma, demografik meydan okuma ve sürdürülebilirlik

Yasa, sosyal ekonomiyi kırsal alanlarda ve nüfus kaybı yaşayan bölgelerde özel olarak önemli bir araç olarak görüyor. Kanunda sosyal ekonominin şu alanlardaki rolü özellikle vurgulanıyor:

  • kırsal kalkınma,
  • bakım ekonomisi,
  • döngüsel ekonomi,
  • adil ticaret,
  • dijitalleşme,
  • enerji dönüşümü,
  • nüfus kaybıyla mücadele.

Bu yönüyle reform, sosyal ekonomiyi yalnızca sosyal içerme meselesiyle sınırlamıyor; onu aynı zamanda yerel kalkınma ve yeşil dönüşümün de bir unsuru haline getiriyor.

Genel değerlendirme

2026 reformu, İspanya’da sosyal ekonominin rolünü yalnızca güncelleyen bir değişiklik değildir. Aksine, sosyal ekonomiyi yeni nesil kalkınma paradigmasının merkezine daha güçlü biçimde yerleştiren yapısal bir dönüşümdür.

Bu yeni çerçevede sosyal ekonomi artık sadece alternatif bir ekonomik model olarak değil;

  • aktif işgücü politikalarının,
  • sosyal kapsayıcılığın,
  • dijital ve yeşil dönüşümün,
  • bölgesel ve kırsal kalkınmanın

temel araçlarından biri olarak görülmektedir.

Özellikle sosyal girişimcilik, işgücü piyasaları, sosyal politika ve bölgesel kalkınma alanlarında çalışan araştırmacılar açısından bu reform, yeni teorik tartışmalar ve yeni ampirik analiz imkanları sunmaktadır.

İspanya örneği, sosyal ekonominin geleceğinin yalnızca dayanışma temelli kurumsal yapılarda değil; aynı zamanda veri, yönetişim, kamu politikası entegrasyonu ve sosyal etki odaklı yeni hibrit modellerde şekilleneceğini göstermektedir.

X’te Paylaş

LinkedIn’de Paylaş